Helvetica (Belgesel)

Yazılar bize sürekli bir şeyleri anlatır. Yazı karakterleri bir duyguyu ifade edip, sözcüklere belirli renkler katabilir. Günümüzde artık nereye bakarsak bakalım bir yazı tipi görürüz ve bu yazı tiplerinin arasında en çok karşımıza çıkanlardan birisi de Helvetica’dır.

Yönetmenliğini Garry Hustwit’in yaptığı Helvetica, grafik tasarım ve tipografi ile ilgilenen herkes tarafından izlenmesi büyük önem taşıyan nadide belgesellerden birisidir. Belgeselin içerisinde yer alan önemli tipograflar Helvetica’nın tarafsız bir yazı tipi olup, her türlü duygu ve düşünceye ev sahipliği edebilecek formu taşıdığını bize anlatıyorlar.

Helvetica belgeselinde kamera karşısına geçen bir kaç tipograflardan bazı kesitler:

Massimo Vignelli 

Bir tasarımcının hayatı savaşmakla geçer. Çirkinliğe karşı verilen bir savaş. Tıpkı bir doktorun hastalıkla savaşması gibi. Bizim için, etrafımızdaki şeyler görsel hastalık; bizim yapmaya çalıştığımız şey ise onu tasarım yoluyla iyileştirmektir. Helvetica hem modern, hem de temiz bir yazıtipidir. Hemen hemen her şey için uygun. Helvetica’yla “seni seviyorum” diyebilirsiniz ve sevimli görünmek isterseniz bunu Helvetica Extra Light’la söyleyebilirsiniz. Ya da yoğun ve tutkulu bir aşk söz konusuysa Extra Bold’la da söyleyebilirsiniz.

Wim Crouwel

Ben her zaman berraklığı yeğlerim. Temiz olmalı, okunaklı olmalı, açık ve basit olmalı. Bu yüzden bir ızgara (grid) icat ettim ve oyunumu ızgaranın içinde oynadım. Ama her zaman ızgara sınırının içinde kaldım ki belli bir düzen sağlanmış olsun. Bana göre bu bir düzen yaratma aracıdır ve düzen yaratmak, tipografidir.

Matthew Carter

Helvetica’nın en karakteristik ve bana göre en güzel yanları, küçük “a”, “c”, “e” ve “g” harflerinde gördüğümüz yatay bitişlerdir. Bütün yapı, bitişlerin bu şekilde yatay kesilmesine dayanıyor. Bir tasarımcının bu karakterlere bakıp “Bunları nasıl geliştirebilirim?”, “Nasıl daha farklı hale getirebilirim?” demesi çok zor. Çünkü tamı tamına doğru görünüyorlar. Hiç kimse benden Helvetica’yı yeniden icat etmemi istemediği için memnunum çünkü ne yapacağımı bilemezdim.

Erik Spiekermann 

Benim tipografi hastası olduğum apaçık ortada. Ölümcül olmasa da tedavisi yok. Gerçek bir yazı karakterinin ritme, kontrasta ihtiyacı vardır; bunlar el yazısından gelir. Bu yüzden ben sizin el yazınızı okuyabilirim, siz de benimkini okuyabilirsiniz ve eminim ki bizim el yazımız Helvetica’nın çok gerisinde; “okunaklı” sayılan herhangi bir şey de öyle. Fakat onu okuyabiliyoruz çünkü içinde ritim var, kontrast var. Pek çok kişi, Helvetica’yı hazır ve nazır olduğu için kullanır.  Helvetica, ne yiyeceğinizi düşünmek yerine McDonald’s’a gitmek gibidir.

Yazının sonuna gelecek olursak, her saniyesini durdurup yeniden başa alıp izlemek isteyeceğiniz harika bir belgeseli aşağıda paylaşıyorum. Faydalananlar en azından bir yorumu esirgemesin. 🙂 Sevgilerle.

Belgeseli izlemek için buraya tıklayınız!