Audi Yeni Fontuyla Gönlümde Taht Kurdu

Audi‘nin benim gibi bazı yeni baskı reklamlarını yakından takip ederseniz ince bir tipografik estetiklik keşfedebilirsiniz. Otomotiv devi bu zamana dek genişletilmiş ve modifiye edilmiş Univers fontunu (yazı tipini) kullanıyordu. Audi tarafından 12 yıl önce tanıtılan bu font artık yerini AudiType‘a bıraktı.


(Üstteki eski yazı karakteri, alttaki yeni yazı karakteri.)

Aslında bazılarınıza pek farklı gelmeyecek bu iki yazı tipi. Ancak bunu tek başına durduklarında değil, her zaman yeni bir kompozisyon içinde bakmak gerektiğini unutmamak gerek. Bunu birazdan aşağıda Audi’ye ait orjinal yeni afişleri paylaşarak sizlere aktaracağım. Farkı gerçekten göreceksiniz.

Yeni yazı tipi hakkında ek açıklama:
Benim anladığım kadarıyla AudiType sıfırdan tamamen inşa edilmiş olduğu söylense de yine geçmişte iz bırakmış “Univers” karakterinin çizgisiyle devam etmekte. Onun karakteri gerçekten belli bir noktaya kadar muhafaza edilmiş olmasına rağmen, yeni yazı tipinde karakter genişlikleri ve boşluk aslında oldukça farklı. Normal ve kalın seçenekleriyle biraz daha koyu renkli, ve üst ve alt çıkıntılar küçük nokta boyutlarını en iyi şekilde okunabilmesini garantilemek için Univers karakterinden daha uzun şekilde kullanılmış. Bence hakikaten göze daha “sexy” gelen yeni bir akımı başlatmış oldular. Bir fontun basıklığı hiç bu kadar hoş gelmemişti daha önce gözüme.


(Tertemiz ve mis gibi bir etki. Olması gerektiği gibi.)


(Harika okunabirlik, sağlam görünüş ve duruş.)

Tebrikler Audi! Gönlümde yine başka bir etkiyle taht kurdun…

Tasarım Piri: Raymond Loewy

Raymond Loewy 5 Kasım 1893’te doğmuş, 14 Temmuz 1986 hayata veda etmiş, Fransız asıllı Amerikan bir endüstriyel tasarımcı.

Kendisi için Amerika’yı yeniden inşa eden adam, Streamline tasarımın efendisi ya da endüstriyel tasarımın babası, her şeyi tasarlayan adam gibi lakaplar takılsa da, bana göre yüzyılın tasarımcısı olarak kabul edilebilir.

Aktif meslek yaşamı boyunca o kadar çok fazla ve eşsiz şey tasarlamış ki Loewy hayranlık duymamak elde değil.

Loewy’nin 1910’lu yıllardan 1970’li yılların sonuna, emekliliğini ilan ettiği 87 yaşına kadar yaptığı tasarımların tamamını bu yazı içerisinde sergilemek elbette mümkün değil. Ancak adeta mühür olmuş belli başlı tasarımlarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Raymond Loewy yaşamı boyunca hem çözüme yönelik hem de herkesin sevip beğenerek sahiplendiği tasarımlara imza attı. Bu kadar bilinir biri olmasının sebeplerinden biri bu olsa da, neredeyse mükemmel seviyede olan insan ilişkileri ve mütevazi yaşam tarzı Loewy’i başka bir yere koymaya yetiyor.

Loewy henüz 20’li yaşlarına gelmeden bile oldukça yaratıcı ve üretkendi, çalışmalarına o dönemde başlamıştı bile. Basit kopya makineleri ve hafif uçak tasarımları bu dönemi kapsar.

Ancak açık söylemek gerekirse Loewy esas patlamayı 30’lu yaşlarında yani 1930’lu yıllarda yapacaktır. Bu dönem özellikle lokomotif tasarımları öne çıkmış ve sektöre sayısız unutulmaz tasarım ve eser sunmuştur.

Bugün hala kullanılan dizel lokomotif çekicilerinin tasarımları Loewy’nin eseridir. Ancak buharlı lokomotifleri ayrı bir yere koymak gerekli.

1930’larda Pennsylvania Railroad için tasarladığı buharlı ve elektrikli lokomotiflerin yanı sıra yine unutulmazlar arasında yer alan, ülkemizde bilinen adı ile Inter markası için traktör ve efsanevi metro hafif van (Meşhur sütçü kamyonları) tasarımlarını tasarlamıştır.

Öte yandan bu yıllarda Boeing 307 iç tasarımları ve buzdolabı tasarımlarına da imza atmıştır.

1940’lı yıllarda Loewy artan tecrübesi ile daha farklı alanlara yöneldi, yine yeni nesil dizel-elektrikli lokomotif tasarımlarını yapmaya devam etse de Electrolux için temizlik araçları ve buzdolabı tasarımları da yaptı.

En çok bilinen eserlerinden Lucky Strike logosunun tasarımını da yine bu aralıkta yaptı. Loewy’nin müşteri ilişkileri son derece samimi ve sıcaktı. Lucky Strike başkanı ile logonun satışları artırıp artırmayacağına dair parasına bahse girebilecek kadar yakındı.

Bu diğer müşterileri için de böyle oldu. Loewy müşterilerinin memnuniyetini ve mutluluklarını hep ön planda tuttu ve onlara saygı gösterdi. Elbette karşılığında da sevildi sayıldı.

Lincoln Continental, unutulmaz Studebaker Champion otomobil tasarımları yine bu dönemin ürünleri oldu. Çeşitli elektrikli traş makinesi, müzik kutusu tasarımlarını da yine 40’lı yıllarda gerçekleştirdi.

1950’li yıllar Loewy için ustalık yılları oldu. Zaten neredeyse tüm Amerikanın kullandığı ve sevdiği ürün ve araçları tasarlamanın yanı sıra ileri görüşlü ve yalın çizgisini bir üst seviyeye taşıdı. Bu döneme damga vuran tasarımlarından bazıları; Greyhound otobüs şirketi için tasarladığı efsanevi Scenicruiser, Studebaker Commander otomobil, çeşitli lokomotif ve vagon tasarımları, Coca Cola için bugün nostalji serisinde de satın aldığımız şişe tasarımları, ilk litrelik şişeler ve premix aleti, Hillman Minx ve Sunbeam Alpine marka otomobiller, çeşitli traktör, deniz motorları ve TWA’nın unutulmaz çift küreli logosudur.

60’lara geldiğimizde Loewy’nin ne duracak ne de sıkılacak bir adam olmadığını anlıyoruz. Bu dönem tasarladıkları artık endüstriyel tasarım sınırlarının dışına çıkarak yaşam tarzı tasarımına dönüştüğünü görmek mümkün, bu yıllarda Loewy Studebaker Avanti otomobilin yanında Amerikan Başkanlık uçağı Air Force One’ın bugün bile değişmeyecek dış boya tasarımına imza atmıştır.

Lansmanı 1972’de yapılan ancak kendisinin 1966 yılında tasarladığı unutulmaz Exxon logosu, Amerikan sahil güvenliği için tasarlayı daha sonra tüm dünyada bir adet haline gelen yatay yarış çizgisi boyaması “racing stripe”, New York metrosu için yaptığı vagon tasarımları, yine meşhur Spar logosu, çeşitli pul ve paket tasarımları yine 1960’lı yılların eserleri oldu.

 

70’li yıllar Loewy’nin yaşının ilerlemesi ile biraz durulmasına rağmen yine unutulmaz tasarımlara imza attığı bir başka dönem oldu.

Bu yıllarda United States Postal Service’in kartal logosu, bir klasik belki de dünyanın en akılda kalıcı eserlerinden Shell logosu,  Air France’ın sesten hızlı yolcu uçağı Concorde’un içtasarımları, NASA’nın Skylab uzay istasyonu tasarımları Loewy’in elinden çıkan diğer eserler oldu.

Bu kadar muazzam tasarım kültürü ve üretkenliğe sahip olmasına rağmen Loewy özel hayatı ile hemen hiç gündeme gelmedi. Ölmeden önce Fransa’ya dönerek ikinci eşi ile yaşamını sürdürdü. Sessiz sedasız bir törenle de defnedildi.

1992 yılında Viola Loewy ve British American Tobacco Hamburg, Almanya’da Raymond Loewy Vakfı’nı kurdu.Vakıf uluslararası endüstriyel tasarım disiplinini desteklemek ve Raymond Loewy anısını korumak için kurulmuştur ve her yıl bazı tasarımcılara  50,000 Euro yaşam boyu başarı ödülü vermektedir. Philippe Starck ve Dieter Rams bu ödülü alanlar arasındadır.

Yazı biraz uzun oldu belki ama bu olağanüstü kişilik, ve belki yüz yılda bir ortaya çıkacak üretken insanı tanımak için ancak yeter diye düşündüm, umarım siz de okurken keyif almışssınızdır.


Kaynakça: Wikipedia, The Verge, Loewy museum of industrial design, 
The Official Site of Raymond Loewy, The Wondrous locomotives of Raymond Loewy & Hasan Yalçın.

Neden Hep Aynı Tişörtü Giyiyor?

Facebook’un çok konuşulan CEO’su Mark Zuckerberg, yakın zamanda düzenlenen ve ilk kez katıldığı halka açık panelde, hakkında merak edilenleri yanıtladı. Katılımcıların merak ettiği soru arasında ilginç bir tespit de yer alıyordu: “Zuckerberg neden hep aynı tişörtü giyiyor?”

Gerçekten de Zuckerberg ne zaman medya tarafından görüntülense, hep aynı gri tişörtü giydiği dikkat çekiyor.

Zuckerberg, bu soruyu ciddi bir şekilde cevaplayarak, bunu durumu gri tişörte karşı bir düşkünlüğü olmasıyla açıkladı ve bunun daha sade bir yaşantıyı tercih etmesiyle ilgili olduğunu söyledi. Konsantrasyonunu o gün ne giyeceğine değil, Facebook’u ve hizmetlerini daha fazla nasıl geliştirebileceğine yöneltmek istediğini belirten Zuckerberg, elbette aynı tişörtü giymediğini, fakat aynı renkte birçok tişörtü olduğunu ifade etti.

O gün ne giyeceğini, nerede yemek yiyeceğini düşünmenin, boşa enerji harcamak anlamına geldiğini savunan Zuckerberg, bir tercih yaparak zamanını işine odaklanmaktan yana kullandığını söyledi.

İş hayatında zirveye gelmekle kendini şanslı hissettiğini ve bu şansın herkese uğramadığının farkında olduğunu vurgulayan Zuckerberg, bugün milyarlarca insana hitap ettiğini ve her gün uyandığında bunun sorumluluğunu hissettiğini dile getirdi. Zuckerberg sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer enerjimi ne giyeceğim gibi işimle alakasız bir yöne sarf edersem, işime yeterince odaklanamadığını, aptalca ve havai konulara kendimi kaptırdığımı düşünürüm.”

İşine aynı mantıkla yaklaştığını düşünen Apple’ın merhum CEO’su Steve Jobs’ın da başarısının buna bağlı olduğunu sözlerine ekledi.

Dipnot: Bizimkiler giyse fakir ya da zevksiz yaftasını alamadan edemezlerdi. Ne de olsa konjonktüre bağlı geçinen ergen türk kızları ve ergen türk erkekleri. Heyhat!